Türk İstiklal Marşı 12 Mart 1921 Kutlu Olsun, Her daim Olsun

baykalbul

Administrator
Yönetici
8 Eyl 2017
1,852
4,044
113
#1
mehmet_akif_istiklal_marsi_271216.jpg

ataturk-ve-turk-bayragi-resimleri-11.jpg
stiklal Marşı tamamı yazılı ve Mehmet Akif Ersoy resimi ve Türk Bayrağı Al-Yıldız Ma...png

Evet ''Mehmet Akif Ersoy'' şairimizin de dediği gibi ''Allah bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın'' yani o acı günler geri gelmesin inşallah. Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşalrı, Türk Subayları, Türk Askeri, Türk Milleti, Türk Ulusuna teşekkürler, dualar ve oralardan bize hayırları dokunsun gene inşallah tüm iyilerin de :) . Mehmet Akif Ersoy Türk ırkını özellikle şiirinde belirtir ve Millet kelimesini de kullanır. Kendisi aynı zamanda Arnavutluk da taşır ama tabiki türklüğüne leke değildir ve hem zaten Türklük sadece bir ırk değil aynı zamanda bir Kültür de ve kendini Türk hisseden de Türk(Turk)dür aslında :) . Bu konular hassas konular ki zaten kötü bir şey söylemiyoruz :) .

İstiklal Marşı şairi Mehmed Akif Ersoy, hastayken, içlerinde yazar Tarık Us’un da bulunduğu bir grup, ziyaretine gider. Ziyaretçilerden birinin, “İstiklal Marşı yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?” sorusuna Akif bu cevabı verir yani : ''Allah bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın'' , inşallah diyoruz, diyorum :) .

Açıklama : '''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''

Ankara... Ya Rabbî, ne heyecanlı, helecanlı günler geçirmiştik... Hele Bursa’nın düştüğü gün..

Ya Sakarya günleri... Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, asla yese düşmedik. Zaten başka türlü çalışılabilir miydik? Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz... Fakat imanımız büyüktü:


Doğacaktır, sana vaadettiği günler Hakk’ın!...

Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın...


Bu, ümitle, imanla yazılır. O zamanı düşünün... İmanım olmasaydı yazabilir miydim. Zaten ben, başka türlü düşünüp, başka türlü yazanlardan değilim. Bu elimden gelmez. İçimde ne varsa, bütün duygularım yazılarımdadır...

O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılmaz.. Onu kimse yazamaz.. Onu ben de yazamam.. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur..

Allah bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın!..

Mehmet Âkif ERSOY
'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''

Mehmet Akif, 1908 Temmuz'unda sokağa fırlayan mitingcileri eleştirdiği için, “hürriyete düşman zavallı”, Halide Edip’in önerdiği Amerikan mandasına karşı çıktığı için, azınlıklar tarafından “ortaçağ kafalı tehlikeli adam”, Mısır’da entari giyip dolaşmak yerine ceket, pantolon ve frenk gömleği giydiği gerekçesiyle “Hıristiyan Âkif, gavur Âkif” olarak tanımlanıyordu.



Alıntı : ''''''''''''' Türk İstiklal Marşı'mızın Güzel Özellikleri ( Maşallah :) ) :

Yazarlığını Mehmet Akif Ersoy'un, bestesini ise Osman Zeki Üngör'ün üstlendiği, milli marşımız olan İstiklal Marşı, milli mücadele döneminde, halkımızın çektiği zorlukları ve bu mücadelenin değerini en iyi ortaya koyan sözlerden oluşmaktadır. İstiklal Marşı'nın çok fazla bilinmeyen birçok özelliği de mevcuttur.

İstiklal Marşı tamı tamına 1453 harften ve 571 heceden oluşmaktadır. Bu da, 571 Hz. Muhammed'in doğum yılı ve İstanbul'un fetih tarihi olan 1453'tür. İstiklal Marşı, İsmet İnönü'nün önerisi sonrası başlatılan bir milli marş yarışmasında birinci olarak seçilmiştir. Ancak Mehmet Akif Ersoy, birincilik ödülünü kabul etmemiştir. Seçilme tarihi ise 12 Mart 1921'dir. Ankara ili içerisinde bulunan Taceddin Dergahı içerisinde yazılan İstiklal Marşı, yine beste yarışmasının başlatılması ile bir besteye sahip olmuştur. Bu yarışmayı da Osman Zeki Üngör kazanmıştır. 1930 senesinde bestede değişiklikler yapıldıktan sonra devletin resmi marşı olarak kabul edilmiştir.

İstiklal Marşı, şanlı Türk tarihinin adeta bir özeti ve Türk milletinin değerini anlatan en güzel şiirdir. Bu marş, Türk halkına verilebilecek en güzel hediyedir.

İstiklal Marşının İçerik Özellikleri
Tema (Ana Duygu): Vatan, millet, bayrak sevgisi ve bağımsızlık tutkusu, Türk Milleti’nin ölmeyeceği ve sonsuza kadar yaşayacağı inancı.

Konu: Kurtuluş Savaşı, Türk tarihi, Türk ulusunun bağımsızlık uğruna neler yapabileceği, bağımsızlığın kazanılmasından duyulan coşku ve heyecan

Ana Düşünce: Vatanımızı, milletimizi ve bayrağımızı sevmeli; bağımsızlık uğruna canımızı seve seve feda etmeliyiz.

Dil ve Şekil bakımından şiire Hakim Olan Düşünce: “Kuvvet, güven duygusu, sağlamlık ve sadeliktir. Bunlar Türk halkı ve askerinin özellikleridir.” (Prof. Dr. Mehmet KAPLAN)

Konu Bakımından Şiir Çeşidi: Lirik ve epik şiir.

Şairi ve Şairin Mesleği: Mehmet Akif ERSOY – Baytar (Veteriner hekim yani hayvan doktoru).

Mehmet Akif’in şiirlerinin Toplandığı Eser: Safahat (Yedi bölümdür).

Bestecisi: Osman Zeki ÜNGÖR.

İstiklâl Marşı’nın Milli Marş Olarak Kabul Tarihi: 12 Mart 1921.

İstiklâl Marşı’nın Yazıldığı Yıllar: İstiklâl Marşı’nın yazıldığı yıllarda, henüz İstiklâl Savaşı kazanılmamıştır. Türk ordusu, bu şiir yazıldıktan bir yıl sonra, 16 Ağustos’ta Büyük Taarruz’a geçer.

Biçim Özellikleri:

Biçim: Manzume

Tür: Şiir

Nazım Birimi (Yapı Özelliği): 9 dörtlük, 1 beşlik (Dörder mısralık dokuz birim, beş mısralık bir birim)

Ölçüsü: Aruz ölçüsü

Fa i la tün // fe i la tün // fe i la tün // fe i lün

İstiklal Marşının Genel Özellikleri
1. İstiklal marşı 10 kıta ve 41 beyitten oluşmuştur.
2. İstiklal Marşı Lirik-hamasi şiirinin en güzel örneklerinden biridir.
3. İstiklâl Marşı, şekil özellikleri açısından bir nazımdır.
4. Son kıtası beş mısra olmak üzere dörder mısralık on kıtadan oluşur. Dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşmaktadır. Dikkat edilirse kırk bir mısra olduğu görülür. Bu da "Allah bir daha bu millete İstiklâl Marşı yazdırmasın." diyen Akif'in, bu marşı bağımsızlığımıza bir nazarlık olarak yazdığı düşüncesini akla getirmektedir.
5. Aruzla yazılan şiirin her kıtasının bütün mısraları tam kafiyelidir.
6. Her kıtada, temayı oluşturan duygu ile uyumlu ton ve vurgulamalar yapılmıştır.
7. İstiklal Marşı, sayın Orhan Okay’ın ifadesiyle, “tek taşı bile yerinden oynatılmayacak muhkem, harikulâde bir ses, söz ve mana mimarîsi” ne sahiptir.
8. Sadece onuncu kıtada dördüncü dize serbesttir.
9. İstiklâl Marşı'nın ölçüsü aruzdur. Aruzun en çok kullanılan (Fâ i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün) kalıbıyla yazılmıştır.
10. İstiklal Marşında söz sanatlarından fazlaca yararlanılmıştır.
Örneğin :
Şafağın denize benzemesi - K.benzetilen söylenmemiş - (KAPALI İSTİARE)
Sancak - ocak - yurt - millet // şafak, yıldız, parlamak sönmek - (TENASÜP)



İstiklal Marşı'nın hikayesi nedir?
Vatan şairi Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisinde 12 Mart 1921'de kabul edildi. 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilen İstiklal Marşı işgalin olduğu dönemlerde morali artırmak için düzenlenen yarışmaya Bakan Hamdullah Suphi aracılığıyla Mehmet Akif Ersoy'a yarışmaya katılması teklif edildi. Peki İstiklal Marşı'nın kabul oma hikayesi nedir?
cropped_content_istiklal-marsinin-hikayesi-nedir_vY853vhT81lWAY7.jpg


Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy yazdığı İstiklal Marşı 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Vatandaşlar ise yıllar önce yazılmış olan İstiklal Marşı'nın hikayesini merak ederek araştırıyorlar. Peki 97 yıl önce kabul edilen İstiklal Marşı'nın hikayesi nedir? Merak edilen sorunun cevabı detayları ile haberimizde...
İstiklal Marşı Türkiye Hikayesi HIKAYE.jpg

İSTİKLAL MARŞI
Güftesi, Anadolu'da Millî Mücadele'nin devam ettiği sırada Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınmış şiir. Şairin Kurtuluş Savaşı'nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk'a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir.

Şiir, 12 Mart 1921'de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.

TARİHÇESİ
Maarif Vekaleti, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin millî bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla 1921'de bir güfte yarışması düzenledi. Yarışmaya toplam 724 şiir katıldı. Eser gönderenler arasında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, İsak Ferrara, Muhittin Baha Pars ve Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimler de vardı. "Çanakkale Şehitleri" ve "Bülbül" gibi şiirlerin sahibi Mehmet Akif'in "Milletin başarılarının para ile övülemeyeceğini" düşündüğü için yarışmaya katılmak istemediği bilinir.
Son şiir gönderme tarihi olan 23 Aralık 1920'den sonra Eğitim Bakanlığı güfteleri incelemiş ancak içlerinde İstiklal Marşı olabilecek bir eser bulamamıştı. Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey'in kendisine yazdığı 5 Şubat 1921 tarihli davet mektubundan sonra fikrini değiştirerek Ankara'daki Taceddin Dergahı'ndaki odasında, Türk Ordusuna hitap ettiği şiiri kaleme aldı ve bakanlığa teslim etti. Şiirde, şair Kurtuluş Savaşı'nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk'a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirmiştir. Hamdullah Suphi Bey, Âkif'in şiirinin önce cephede asker arasında okunmasına karar verdi. Batı Cephesi Komutanlığına gönderilen şiir, askerin beğenisini kazandı. İstiklâl Marşı, 17 Şubat 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye ve Sebilürreşad gazetelerinde yayınlandı, on iki gün sonra ise Konya'da Öğüt gazetesinde yer aldı.

Ön elemeyi geçen yedi şiir 12 Mart 1921'de Mustafa Kemal'in başkanlığını yaptığı meclis oturumunda tartışmaya açıldı.Mehmet Âkif'in şiiri meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi Bey tarafından okundu.Şiir okunduğunda milletvekilleri büyük bir heyacana kapıldı ve diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmedi.Bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif'in şiiri coşkulu alkışlarla kabul edildi.

Güfteye en sert eleştiri Kazım Karabekir'den geldi. Kazım Karabekir, 26 Temmuz 1922'de Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’e yazdığı mektupta yarışma sonucunun iptal edilmesini istemiş ve eleştirilerini sıralamıştır. Eleştirilere karşın güftede bir değişikliğe gidilmedi ve Paşa da bu konuda ısrarcı olmadı.

Mehmet Âkif, kazandığı beş yüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklarına iş öğreterek yoksulluklarına son vermek için kurulan Darülmesai'ye bağışladı.. Şair ayrıca, İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiş ve İstiklâl Marşı'nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat'a dahil etmemiştir.

Ülke savaş içerisinde olduğu için, Âkif'in şiirinin bestelenmesi iki sene ertelendi; 1923'ün 12 Şubat'ında İstanbul Maarif Müdürlüğü'ne beste yarışması açma görevi verildi.
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. Üllkenin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle sonucu belirleyecek bir değerlendirme yapılamadı. Bu nedenle güfte, ülkenin çeşitli yerlerinde farklı bestelerle okunmaya başlandı. Edirne'de Ahmet Yekata Bey'in, İzmir'de İsmail Zühtü Bey’in, Ankara'da Osman Zeki Bey'in, İstanbul'da Ali Rıfat Bey ve Zati Bey'in besteleri okunuyordu.

1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir.Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin (örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.
Türk Bayrakları sıralı dalgalanıyor Maşallah images.jpg

İSTİKLAL MARŞININ 10 KITASI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî
yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
Mehmet Akif Ersoy
'''''''''''''
Arkadaşlar Hz.Muhammed Allah resulunun söylediği söylenen hadis-i Şerif vardır ve ''Vatan sevgisi imandandır'' der ve şunu söyleyeyim bence bu söz doğrudur çünkü Kuran'da çok ayet vardıryerlerinden yurtlarından savaşmanın farz olduğunu anladığım, namus için savaşmanın farz olduğunu anladığım açık, net ayetler çoktur, Allah bilir. Birliğimizi bozmayalım, en küçük şeyden hemen kutuplaşmayalım lütfen. Vatansızlık çok kötü, yaşamayalım inşallah :) .